İlk Bilgisayarın Hangisi Olduğunu Biliyor musunuz?

İlk Bilgisayarın Hangisi Olduğunu Biliyor musunuz? Merhaba Arkadaşlar, Hayatta herşeyin her zaman bir ilki vardır, makaleye hayattan bir Örnek vermek istiyorum ama malum materyal yetersiz. Neyse konumuza geçelim; Elektronik ürünlerin hiç tarihini merak ettiniz mi? Mesela şu lahza cep telefonu popüler bir iletişim vasıtası halince. Cep telefonunun ilk çıkan modelini ya da şöyle söyleyim ilk çıkan cep telefonunu hiç merak ettiniz mi? Hayat ile makaleye başladım, elektronik ürünlerin tarihsel ile devam ettim ve ilk cep telefonunda bundan sonra örneği bitirmek istiyorum.     Çünkü bu gece sizlere anlatacağım makalem: İlk Üretilen Bilgisayar!   Kendisine verdiğimiz ayrıntıları istediğimizde saklayabilen, istediğimizde arka verebilen cihaza bilgisayar denir. İlk bilgisayar ENIAC’tır.   Bilgisayarlar aşırı türlü biçimlerde karşımıza çıkabilirler. 20. yüzyılın ortalarındaki ilk bilgisayarlar büyük bir oda büyüklüğünde olup, çağımız bilgisayarlarından yüzlerce kat daha fazla güç tüketiyorlardı. 21. yüzyılın başına varıldığında ise bilgisayarlar bir kol saatine sığacak ve küçük bir pil ile çalışacak hale geldiler. Bu kadar küçük imal edilebilmelerinin temel nedeni 1969 yılında yarı iletkenler ile aşırı küçük alanlara sığdırılabilen devreler yapılabilmesidir.   Şu anda tercih ettiğimiz bilgisayarlar Intel’in ilk işlemci unvanına sahip olan 4004’den sonra bilgisayar teknolojisi sürat kazanmıştır. Toplumumuz kişisel bilgisayarı ve onun taşınabilir eşdeğeri, dizüstü bilgisayarını, bilgi çağının simgeleri şekilde tanıdılar ve bilgisayar kavramıyla özdeşleştirdiler. Günümüzde aşırı sıkça rastlanan kullanılmaktadırlar. Bilgisayarın temel çalışma prensibi ikili sayı sistemidir. yani 0 ve 1 den ibarettir.   İstenilen yazılımı kayıt edip arzulanan sürede çalıştırabilmeleri bilgisayarları aşırı yönlü kılıp hesap makinelerinden ayıran ana özellikleridir. Church-Turing tezi bu aşırı yönlülüğün matematiksel ifadesidir ve herhangi bir bilgisayarın bir öbür bilgisayarın görevlerini yerine getirebileceğinin altını çizer. Dolayısıyla, karmaşıklıkları ne düzeyde olursa olsun, cep bilgisayarından süper bilgisayarlara kadar, hafıza ve süre sınırı bulunmadığı takdirde hepsi tıpkı görevleri yerine getirebilirler.   Gelin Sizlerle ENIAC Bilgisayarın Çocukluğuna, Pardon Geçmişine Değinelim 🙂   İlk bilgisayar 1948 yılında yapılmıştır.   Geçmişte ‘bilgisayar’ şekilde adlandırılan çok sayıda cihaz çağımız ölçütlerine göre bu tanımı adalet etmemektedirler. Başlangıçta bilgisayar sözcüğü hesaplama sürecini kolaylaştıran nesnelere verilen bir isim konumundaydı. Bu ilk zamanın bilgisayar örnekleri arasında sayı boncuğu (abaküs) ve AntiKitira Makinesi (M.Ö 150-100) sayılabilir. Yüzyıllar sonra, Orta Çağ sonundaki yeni bilimsel keşifler ışığında, Avrupalı mühendisler tarafından geliştirilen bir sıra makinesel hesaplama aygıtlarının ilki ise, Wilhelm Schickard’a (1623) aittir.   Ancak, yazılımlanabilir (veya kurulabilir) olmamaları tarafından bu aygıtların hiçbiri çağımız bilgisayar tanımına uymamaktadır. 1801 yılında Joseph Marie Jacquard’ın dokuma tezgâhındaki işlemi otomatikleştirmek adına ürettiği delikli kartlar ise bilgisayarların büyüme sürecindeki, sınırlı da olsa, ilk yazılımlanabilme (kurulabilme) izlerinden sayılır. Kullanıcının sağladığı bu kartlar sayesinde, dokuma tezgâhı kart üstündeki delikler ile tarif edilen çizime işleyişini uyarlayabiliyordu. 1837 yılında Charles Babbage, adını Analytical Engine (Çözümlemeli yahut analitik makine) koyduğu, ilk tam yazılımlanabilir makinesel bilgisayarı kavramsallaştırıp tasarladı. Ancak parasal nedenler ve üstündeki çalışmalarının sonlanamaması sebebi ile bu makineyi geliştirmedi.   Delikli kartların ilk büyük ölçekli kullanması ise Herman Hollerith tarafından, 1890 yılında muhasebe işlemlerinde kullanılmak üzere tasarlanan hesap makinesidir. Hollerith’in o çağda bağlı bulunduğu işletme ise sonraki yıllarda küresel bilgisayar devine dönüşecek IBM’dir. 19. yüzyılın sonlarına varıldığında, istikbal yıllarda bilişim donanım ve kuramlarının gelişimine büyük katkıda bulunacak uygulayımlar (teknolojiler) ortaya çıkmaya başlamıştılar: delikli kartlar, Boole cebiri, boşluk tüpleri ve teletip aygıtları.   20. yüzyılın ilk yarısında ise, çok sayıda bilimsel gereksinim, gittikçe karmaşıklaşan örneksel (analog) bilgisayarlar ile giderildiler. Ancak çağımız bilgisayarlarının yanılmazlık düzeyinden hâlâ uzaktılar.   1930’lar ve 1940’lar boyunca bilgisayar uygulamayı gelişmeye devam etti, ve sayısal elektronik bilgisayarın ortaya çıkışı ancak elektronik devrelerinin buluşundan (1937) sonra gerçekleşebildi. Bu zamanın önemli çalışmaları arasında aşağıdakiler sayılabilir:   ENİAC, von Neumann mimarisini uygulayan ilk bilgisayarlardandır.   • Konrad Zuse’nin “Z makineleri”. Z3 (1941) ikili sayı tabanına dayalı işleyip, gerçel sayılar ile işlem yapabilen ilk makinedir. 1998 yılında Z3’ün Turing uyumlu bulunduğu kanıtlanan ve böylece ilk bilgisayar unvanını edinmiştir. • Atanasoff-Berry Bilgisayarı (1941) boşluk tüplerine dayalı olup, ikili sayı tabanının yanı sıra, sığaç tabanlı hafıza donanımına sâhipti. • İngiliz yapımı Colossus bilgisayarı (1944), sınırlı yazılımlanabilirliğine (kurulabilirliğine) karşın, binlerce tüp kullanımının yeterince güvenilir bir netice verebileceğini göstermiştir. II. Dünya Savaşı’nda Alman silahlı kuvvetlerinin saklı iletişimlerini çözümlemek için kullanılmıştır. • Harvard Mark I (1944), sınırlı kurulabilirliğe sahip bir bilgisayar. • ABD Ordusu tarafından geliştirilen ENIAC (1946), onluk sayı tabanına dayalı olup ilk genel kullanım amaçlı elektronik bilgisayar unvanına sahiptir.   ENIAC’ın olumsuz yanlarını saptayan geliştiricileri, daha esnek ve zarif bir çözüm üstünde çalışıp, artık saklı yazılım mimarisi veya daha çok von Neumann mimarisi olarak tanınan dizaynı önerdiler. Bu tasarımdan ilk olarak John von Neumann (1945) yılında gerçekleştirdiği bir yayında söz etmesinden sonra, bu mimariye dayalı şekilde geliştirilen bilgisayarlardan ilki İngiltere’de tamamlandı (SSEM). Aynı mimariye bir yıl sonra kavuşan ENIAC’a ise EDVAC ismi verildi.   Günümüz bilgisayarlarının nerdeyse tamamının bu mimariye uyumlu hale gelmesi ile bilgisayar sözcüğünün tanımı şekilde da kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu tanıma göre geçmişteki aygıtlar bilgisayar şekilde sayılmasalar da, tarihi bağlamda gene de o olarak anılmaktadırlar. Her ne kadar1940’lardan bu yana bilgisayar uygulayımı kökünden değişiklikler geçirmiş olsa da, çoğunluğu von Neumann mimarisine sadık kalmıştır. Mikroişlemci von Neumann mimarisinin temel öğelerindendir. Boşluk tüpüne dayalı bilgisayarlar 1950’ler boyunca kullanımda kaldıktan sonra, 1960’larda daha hızlı ve elverişli olan geçirgeç (transistör) tabanlı bilgisayarlar yaygınlık kazandı. Bu etkenlerin sonucunda bilgisayarların daha evvela görülmemiş bir düzeyde toplu üretimine geçirildi. 1970’lere varıldığında tümleşik devre uygulayımı ve Intel 4004 gibi mikroişlemcilerin geliştirilmesi yardımı ile bir kere daha büyük bir başarım ve güvenilirlik artışının yanı sıra, maliyet düşüşü de yaşandı.   1980’lerde bundan sonra bilgisayarlar, çamaşır makinesi gibi gündelik Ömür kullanımındaki çok sayıda makinesel aygıtın denetleyici donanımlarındaki yerlerini almaya başlamışlardı. Yine tıpkı dönemde, kişisel bilgisayarlar yaygınlık kazanıyorlardı. Son olarak 1990’lardaki Internet’in gelişimi ile de bilgisayarlar televizyon ve telefon gibi alışılmış birer cihaz hâline gelmişlerdir. Von Neumann mimarisine göre bilgisayarlar başlıca dört bileşenden oluşurlar bilgisayarda aritmetik mantık vardır.


Yapılan Yorumlar
Erdem OFLAZ

Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.
 Kategoriler
 Popüler yazılar